2 Zilkade 1447 - Yevmu'l-Ehad
istanbul| ... : 00:00:00
Hoş Geldiniz!
Giriş Üye Ol
Süreler

Kıyâme Suresi سُورَةُ القِيَامَةِ

Mekke40 AyetSayfa 1/2
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
"lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh."
Kıyamet gününe yemin ederim.
2
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
"velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh."
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.
3
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
"eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh."
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
4
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
"belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh."
Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
5
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
"bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh."
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
6
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
"yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh."
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
7
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
"feiẕâ beriḳa-lbeṣar."
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
8
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
"veḫasefe-lḳamer."
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
9
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
"vecümi`a-şşemsü velḳamer."
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
10
يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
"yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr."
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
11
كَلَّا لَا وَزَرَ
"kellâ lâ vezer."
Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.
12
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
"ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr."
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.
13
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
"yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar."
O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.
14
بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ
"beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah."
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
15
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
"velev elḳâ me`âẕîrah."
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
16
لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
"lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih."
Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
17
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
"inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh."
Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.
18
فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
"feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh."
Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
19
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
"ŝümme inne `aleynâ beyâneh."
Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.
20
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
"kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh."
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
21
وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ
"veteẕerûne-l'âḫirah."
Ahireti bırakırsınız.
22
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ
"vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah."
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
23
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ
"ilâ rabbihâ nâżirah."
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
24
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ
"vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah."
O gün bir takım yüzler de asıktır.
25
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ
"teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah."
Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
26
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
"kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy."
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
27
وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ
"veḳîle men râḳ."
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
28
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
"veżanne ennehü-lfirâḳ."
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
29
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
"velteffeti-ssâḳu bissâḳ."
Bacaklar birbirine dolaşır.
30
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
"ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ."
O gün sevk Rabbin huzurunadır.
Anasayfa Vakitler Zikirmatik