2 Zilkade 1447 - Yevmu'l-Ehad
istanbul| ... : 00:00:00
Hoş Geldiniz!
Giriş Üye Ol
Süreler

Me'âric Suresi سُورَةُ المَعَارِجِ

Mekke44 AyetSayfa 1/2
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍۢ وَاقِعٍۢ
"seele sâilüm bi`aẕâbiv vâḳi`."
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
2
لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌۭ
"lilkâfirîne leyse lehû dâfi`."
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
"mine-llâhi ẕi-lme`âric."
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
4
تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍۢ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍۢ
"ta`rucü-lmelâiketü verrûḥu ileyhi fî yevmin kâne miḳdâruhû ḫamsîne elfe seneh."
Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
5
فَٱصْبِرْ صَبْرًۭا جَمِيلًا
"faṣbir ṣabran cemîlâ."
Güzel güzel sabret;
6
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًۭا
"innehüm yeravnehû be`îdâ."
Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًۭا
"venerâhü ḳarîbâ."
Ama biz onu yakın görmekteyiz.
8
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
"yevme tekûnü-ssemâü kelmühl."
Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.
9
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
"vetekûnü-lcibâlü kel`ihn."
Dağlar da atılmış pamuğa döner.
10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًۭا
"velâ yes'elü ḥamîmün ḥamîmâ."
Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.
11
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
"yübeṣṣarûnehüm. yeveddü-lmücrimü lev yeftedî min `aẕâbi yevmiiẕim bibenîh."
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
12
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
"veṣâḥibetihî veeḫîh."
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
"vefeṣîletihi-lletî tü'vîh."
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
14
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا ثُمَّ يُنجِيهِ
"vemen fi-l'arḍi cemî`an ŝümme yüncîh."
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
15
كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
"kellâ. innehâ leżâ."
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
16
نَزَّاعَةًۭ لِّلشَّوَىٰ
"nezzâ`atel lişşevâ."
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
17
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
"ted`û men edbera vetevellâ."
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
18
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
"veceme`a feev`â."
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
19
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
"inne-l'insâne ḫuliḳa helû`â."
İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًۭا
"iẕâ messehü-şşerru cezû`â."
Başına bir fenalık gelince feryat eder,
21
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
"veiẕâ messehü-lḫayru menû`â."
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
22
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
"ille-lmüṣallîn."
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
23
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
"elleẕîne hüm `alâ ṣalâtihim dâimûn."
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
24
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ مَّعْلُومٌۭ
"velleẕîne fî emvâlihim ḥaḳḳum ma`lûm."
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
"lissâili velmaḥrûm."
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
26
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
"velleẕîne yüṣaddiḳûne biyevmi-ddîn."
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
27
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
"velleẕîne hüm min `aẕâbi rabbihim müşfiḳûn."
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
28
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۢ
"inne `aẕâbe rabbihim gayru me'mûn."
Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
29
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ
"velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn."
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
"illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn."
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
Anasayfa Vakitler Zikirmatik