2 Zilkade 1447 - Yevmu'l-Ehad
istanbul| ... : 00:00:00
Hoş Geldiniz!
Giriş Üye Ol
Süreler

Vâkıa Suresi سُورَةُ الوَاقِعَةِ

Mekke96 AyetSayfa 1/4
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
"iẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah."
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
2
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
"leyse livaḳ`atihâ kâẕibeh."
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
3
خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ
"ḫâfiḍatür râfi`ah."
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
4
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا
"iẕâ rucceti-l'arḍu raccâ."
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
5
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا
"vebüsseti-lcibâlü bessâ."
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
6
فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا
"fekânet hebâem mümbeŝŝâ."
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
7
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ
"veküntüm ezvâcen ŝelâŝeh."
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
8
فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
"feaṣḥâbü-lmeymeneti mâ aṣḥâbü-lmeymeneh."
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
9
وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
"veaṣḥâbü-lmeş'emeti mâ aṣḥâbü-lmeş'emeh."
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
10
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ
"vessâbiḳûne-ssâbiḳûn."
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
11
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
"ülâike-lmüḳarrabûn."
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
12
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
"fî cennâti-nne`îm."
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
13
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
"ŝülletüm mine-l'evvelîn."
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
14
وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ
"veḳalîlüm mine-l'âḫirîn."
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
15
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ
"`alâ sürurim mevḍûneh."
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
16
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ
"müttekiîne `aleyhâ müteḳâbilîn."
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
17
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ
"yeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn."
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
18
بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ
"biekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în."
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
19
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
"lâ yüṣadde`ûne `anhâ velâ yünzifûn."
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
20
وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
"vefâkihetim mimmâ yeteḫayyerûn."
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
21
وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
"velaḥmi ṭayrim mimmâ yeştehûn."
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
22
وَحُورٌ عِينٌۭ
"veḥûrun `în."
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
23
كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
"keemŝâli-llü'lüi-lmeknûn."
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
24
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
"cezâem bimâ kânû ya`melûn."
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
25
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا
"lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ te'ŝîmâ."
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
26
إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا
"illâ ḳîlen selâmen selâmâ."
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
27
وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ
"veaṣḥâbü-lyemîni mâ aṣḥâbü-lyemîn."
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
28
فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ
"fî sidrim maḫḍûd."
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
29
وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ
"veṭalḥim menḍûd."
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
30
وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ
"veżillim memdûd."
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Anasayfa Vakitler Zikirmatik