2 Zilkade 1447 - Yevmu'l-Ehad
istanbul| ... : 00:00:00
Hoş Geldiniz!
Giriş Üye Ol
Süreler

Necm Suresi سُورَةُ النَّجۡمِ

Mekke62 AyetSayfa 1/3
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
"vennecmi iẕâ hevâ."
Batmakta olan yıldıza and olsun ki,
2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
"mâ ḍalle ṣâḥibüküm vemâ gavâ."
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
3
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
"vemâ yenṭiḳu `ani-lhevâ."
O, kendiliğinden konuşmamaktadır.
4
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ
"in hüve illâ vaḥyüy yûḥâ."
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.
5
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ
"`allemehû şedîdü-lḳuvâ."
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
6
ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ
"ẕû mirrah. festevâ."
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
7
وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
"vehüve bil'üfüḳi-l'a`lâ."
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
8
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
"ŝümme denâ fetedellâ."
Sonra yaklaşmış ve inmiştir.
9
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
"fekâne ḳâbe ḳavseyni ev ednâ."
Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.
10
فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
"feevḥâ ilâ `abdihî mâ evḥâ."
Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.
11
مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
"mâ keẕebe-lfüâdü mâ raâ."
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
12
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
"efetümârûnehû `alâ mâ yerâ."
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?
13
وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
"veleḳad raâhü nezleten uḫrâ."
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
14
عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
"`inde sidrati-lmüntehâ."
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
15
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ
"`indehâ cennetü-lme'vâ."
Orada Me'va cenneti vardır.
16
إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ
"iẕ yagşe-ssidrate mâ yagşâ."
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
17
مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
"mâ zâga-lbeṣaru vemâ ṭagâ."
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.
18
لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ
"leḳad raâ min âyâti rabbihi-lkübrâ."
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.
19
أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
"eferaeytümü-llâte vel`uzzâ."
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
20
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
"vemenâte-ŝŝâliŝete-l'uḫrâ."
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
21
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
"elekümü-ẕẕekeru velehü-l'ünŝâ."
Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?
22
تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ
"tilke iẕen ḳismetün ḍîzâ."
Öyleyse bu haksız bir paylaşma;
23
إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
"in hiye illâ esmâün semmeytümûhâ entüm veâbâüküm mâ enzele-llâhü bihâ min sülṭân. iy yettebi`ûne ille-żżanne vemâ tehve-l'enfüs. veleḳad câehüm mir rabbihimü-lhüdâ."
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.
24
أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
"em lil'insâni mâ temennâ."
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?
25
فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
"felillâhi-l'âḫiratü vel'ûlâ."
Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.
26
۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
"vekem mim melekin fi-ssemâvâti lâ tugnî şefâ`atühüm şey'en illâ mim ba`di ey ye'ẕene-llâhü limey yeşâü veyerḍâ."
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.
27
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
"inne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati leyüsemmûne-lmelâikete tesmiyete-l'ünŝâ."
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.
28
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا
"vemâ lehüm bihî min `ilm. iy yettebi`ûne ille-żżanne. veinne-żżanne lâ yugnî mine-lḥaḳḳi şey'â."
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.
29
فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
"fea`riḍ `am men tevellâ `an ẕikrinâ velem yürid ille-lḥayâte-ddünyâ."
Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.
30
ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
"ẕâlike mebleguhüm mine-l`ilm. inne rabbeke hüve a`lemü bimen ḍalle `an sebîlihî vehüve a`lemü bimeni-htedâ."
Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.
Anasayfa Vakitler Zikirmatik