2 Zilkade 1447 - Yevmu'l-Ehad
istanbul| ... : 00:00:00
Hoş Geldiniz!
Giriş Üye Ol
Süreler

Zâriyât Suresi سُورَةُ الذَّارِيَاتِ

Mekke60 AyetSayfa 1/2
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا
"veẕẕâriyâti ẕervâ."
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
2
فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا
"felḥâmilâti viḳrâ."
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
3
فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا
"felcâriyâti yüsrâ."
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
4
فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا
"felmüḳassimâti emrâ."
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
5
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ
"innemâ tû`adûne leṣâdiḳ."
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
6
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ
"veinne-ddîne levâḳi`."
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
7
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ
"vessemâi ẕâti-lḥubük."
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
8
إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ
"inneküm lefî ḳavlim muḫtelif."
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
9
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
"yü'fekü `anhü men üfik."
Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.
10
قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ
"ḳutile-lḫarrâṣûn."
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
11
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ
"elleẕîne hüm fî gamratin sâhûn."
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
12
يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ
"yes'elûne eyyâne yevmü-ddîn."
İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
13
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ
"yevme hüm `ale-nnâri yüftenûn."
O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
14
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ
"ẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testa`cilûn."
Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
15
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ
"inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn."
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
16
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
"âḫiẕîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû ḳable ẕâlike muḥsinîn."
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
17
كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
"kânû ḳalîlem mine-lleyli mâ yehce`ûn."
Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
18
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
"vebil'esḥâri hüm yestagfirûn."
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
19
وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
"vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm."
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
20
وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ
"vefi-l'arḍi âyâtül lilmûḳinîn."
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
21
وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
"vefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn."
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
22
وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
"vefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tû`adûn."
Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
23
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ
"feverabbi-ssemâi vel'arḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn."
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
24
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ
"hel etâke ḥadîŝü ḍayfi ibrâhîme-lmükramîn."
İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?
25
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ
"iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn."
Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.
26
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ
"ferâga ilâ ehlihî fecâe bi`iclin semîn."
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
27
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
"feḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ te'külûn."
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
28
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ
"feevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf. vebeşşerûhü bigulâmin `alîm."
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
29
فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ
"feaḳbeleti-mraetühû fî ṣarratin feṣakket vechehâ veḳâlet `acûzün `aḳîm."
Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.
30
قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ
"ḳâlû keẕâliki ḳâle rabbük. innehû hüve-lḥakîmü-l`alîm."
Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.
Anasayfa Vakitler Zikirmatik